Kara sinekler uçuşan böceklerden olup çift kanatlı böceklerdendir. Karasinekler sinek türleri içerisinde iri olanlardandır, üzerlerinde tüyleri vardır. Karasineklerin boyları 1,5 cm yi geçmez, ortalaması 9 mm dir, renkleri gri veya siyahtır.
Karasinekler diğer sineklere göre oldukça uzak mesafelere uçabilirler, her mekan ve ortamda bulunabilirler. Beslendikleri ortama koloni halinde yumurtlama yaparlar. Her kolonide takriben 160- 220 adet yumurta bırakırlar. Gıdalara yakın bölgelere bırakılan yumurtalar gün içerisinde çatlar ve kısa zamanda kurtçuklar halini alırlar. Sinek vekarasinek larvaları 5 -6 gün içerisinde kanatlanıp uçacak hale gelirler. Karasinekler sürekli olarak pis ortamlardan temiz ortamlara geçiş yapar ve gıdalarımıza mikrop bulaştırırlar. Gerek ayakları, gerek ağızları, gerekse dışkıları ile yiyeceklerimizi kirletir pisletirler.
Sinek ve karasinekler ile insanlara bulaşan hastalıklar şunlardır:
Kolera,Gıda Zehirlenmeleri,Dizanteri,Verem,Hepatit,Daire,Çocuk felci.
Yukarıda saydığımız hastalıkların yanında başka hastalıklar da insana karasinek nedeniyle bulaşabilir.

SİNEK VE KARASİNEK İLE MÜCADELE

Sinekler ile mücadele çok dikkat gerektiren bir iştir. Karasinek mücadelesinin bir böcek ilaçlama servisi tarafından yapılması her zaman fayda sağlar. Sinekler ile mücadelede kullanılan ilaçlar sıvı kokulu ilaçlar olup ya pulvarize yöntemi ile ya da boyama yöntemi ile yapılmaktadır. Karasinek ilaçlama uygulamasını mutlaka profesyonel şirketler ve uzman personel tarafından yapılmalı. Unutmadan, Kara sinek ilaçlama uygulaması ya sabah erken saatlerde ya da akşam geç saatlerde yani havanın serin olduğu saatlerde yapılmalıdır.

SİNEK İLAÇLAMA VE SİNEKLER HAKKINDA MERAK EDİLENLER

ı- SİNEKLER NE İLE BESLENİRLER?
Sinekler hayvansal gıdaları tükettikleri gibi bitkilerin özsularını da severler. Ayrıca sineklerin en çok şekere ihtiyaç duydukları bilinmektedir.

ıı – SİNEKLER EN ÇOK NERELERDE ÜRERLER?
Sinekler en çok pis olan ve pek insan girmeyen mekanlarda barınırlar. Dış ortamlarda bataklıklarda, mağaralarda ve kümeslerde bolca ürerler. Sinekler ayrıca lağım,su akarlarında ve çöp biriken yerlerde yumurta bırakırlar.

ııı- SİNEKLER İNSANI ISIRIR MI?
Sinekler insanları ve hayvanları ısırarak bir çok hastalık bulaştırabilirler. Sinekler insanları ısırdığında, ısırılan yerde, kızarma şişme ve kaşınma olur.

ıv- SİNEK ISIRMASI İLE HANGİ HASTALIKLAR OLUŞUR?
Sineklerden insana bir çok hastalık geçebilir,bu hastalıklardan bazıları şunlardır: daire, kolera, çocuk felci, dizanteri gibi önemli hatalıkları insana geçirirler.

v – SİNEK YAVRULARI YUMURTALARINDAN NE ZAMAN ÇIKARLAR?
Sinekler çoğalmak için bıraktıkları yumurtadan aynı gün içinde larvalaşır ve 5 – 6 gün içinde yavru haline gelerek uçmaya başlarlar. Sinekler 100 lerce yumurta bırakabilir. Bu da sineklerin ne kadar çok ve hızlı çoğaldığını göstermeye yeterlidir.

vı – SİNEK İLAÇLAMA NE ZAMAN YAPILMALI?
Sinek ilaçlaması günün serin saatlerinde yani ya akşam ya da sabah saatlerinde yapılmalıdır.
KARINCA
Hayvanlar aleminin en ufak canlıları olan karıncaların on binlerce türü vardır. Karıncalar, diğer hayvan gruplarından farklı olarak koloni halinde yaşayan canlılardır. Vücutları diğer canlılarda olduğu gibi 3 kısımdan oluşur. Baş, göğüs, karın olmak üzere üç kısımdan oluşan karıncalarda, 3 çift olmak üzere toplam 6 ayak bulunur. Baş kısmında 1 çift antenleri bulunan bu böceklerin ağız kısımlarında kesici kıskaçları bulunur. Karıncalar kendilerini yaşadığı ortama bağlı kamufle ederler. Bulunduğu ortamın rengini alırlar yani türlerine ve yaşadığı ortama bağlı olarak renkleri farklıdır. Karıncalarda boyun ve bel kısımları oldukça incedir. Karınca grubu beslenmek için hem ot hem de et yer. Boyları 1 mm olanları olduğu gibi 4-5 cm olanları da vardır. Yuva yapmak için uygun ortam bulduklarında hemen koloni şeklinde oralara yerleşirler.

Karıncalarda ana kraliçe denen karıncalar vardır. Ana kraliçeler doğduğu zaman kanatları bulunur ve her kraliçe karınca kendi kolonisini oluşturur. Bir karınca kolonisi içinde binlerce veya milyonlarca karınca olabilmektedir. Karınca yuvasını yaşadığı yerin derinlerine kadar kazarak kendileri yapar. Haşere ve böcekler içinde en çalışkan hayvan olarak bilinir. Günün 16-20 saat kadarını çalışarak geçirir. Sadece gece karanlığında günde 6-8 saat kadar uyuyarak zamanlarını değerlendirirler. Karıncalar güçlü bir kas yapısına sahip canlılardır. İnsan ile kıyaslarsak karıncalar insandan 100’lerce kat daha güçlüdür. Kendi vücut ağırlığının 50- 60 katı kadar ağır olan maddeleri kaldırırlar. Genellikle bitkilerin taze aksanlarını koparıp yuvalarına götürürler. Karıncalar bitki yapraklarını yemezler. Karıncaların götürdüğü bu aksanlar üzerinde mantarlar oluşur. Koloni bu mantarları yiyerek beslenir. Aynı zamanda karıncaların ölmüş böcekleri yiyen türleride vardır.

Karıncalar türleri iletişimini başındaki antenleri ile sağlarlar. Anteninden ses frekansı şeklinde titreşim göndererek diğer arkadaşları ile irtibat sağlarlar. İletişimi alan karıncalar hemen frekansın geldiği yere doluşurlar. Karıncalar insanı bazen ısırır çünkü aç kaldığı zaman insanı besin olarak görür. Ayrıca ekinlere ve evlerde buldukları yiyecekleri taşıyabildikleri kadarını keserek yuvasına taşır ve insana bu konuda zarar verir.

Beslenmek için her tarafı araştırırlar başucundaki antenleri ile yiyeceklerin yerini tespit ederler. Kendi aralarında iş bölümü yaparlar. Her karınca grubunun işi farklıdır. Karıncalar yaptığı işe göre farklı isimler alırlar. Bunlar: işçi karınca, çöpçü karınca, köle karınca, böcekçi karınca, savaşçı karınca, leşçi karınca gibi.
Karınca ile mücadele etmek için mutlaka ilaçlama firması ile irtibat sağlanmalı. Karınca ilaçlamada dikkat edilmesi gereken konular var. Kullanılan ilaçlar mutlaka sağlık bakanlığı onaylı olmalı, ilaçlar konusun da uzman yasal firmalar aranılarak bu iş üstesinden gelinir. Konusunda uzman, işini bilen, ilaçlamaya hakim personelimiz ile daima yanındayız.

KARINCAYLA ALAKALI SORULAR

1- KARINCALAR NE YER?
Karıncalar besin olarak bitkilerden beslendiği gibi böcek ve hayvanların leşlerini de tüketirler.

2- KARINCA YUVASINI NERDE YAPAR?
Karıncalar yuvasını toprağın derinliklerine ve ağaç köklerini içine yaparlar

3- KARINCA ISIRIR MI?
Karıncalar insanı kan emmek için ısırmazlar. Karıncalar sadece insanı besin maddesi olarak gördüğü zaman ağız kısmında bulunan kıskaçları ile dişler.

4- KARINCA NASIL HAREKET EDER?
Karıncalar uçmazlar veya zıplamazlar . Karıncalar sadece yürüyerek gitmek istedikleri yere giderler

5- KARINCA HANGİ RENKTİR?
Karınca yaşadığı ortama bağlı olarak ortamın rengine benzeyerek farklı renklere sahiptir.

KENE
Kene, kan emerek beslendiği için hemen tüm yabani ve evcil hayvanların (inek, koyun, köpek, kemiriciler, yerde beslenen kuşlar vb.) üzerinde yaşayabilir ve bu hayvanlardan insana geçebilir. Kene bununla birlikte, yüksek otlu alanlarda bulunur. Kene beslenmek için doğrudan insanlara da geçebilir. Bu sebeple daha çok kırsal bölgelerde ve hayvancılıkla uğraşan kişilerde kene vakası görülmekle birlikte kentsel alanlardaki uygun ortamlarda da kene vakaları görülebilir.
Virüs bulaşmış keneler, kan emişini tamamladıktan sonra ayrılırken bir sıvı bırakırlar. Kene mikrobu genelde bu sıvı ile bulaştırır. Kene kanını emdiği ve mikrobu bulaştırdığı tüm canlıları hasta eder. Fakat hastalık genellikle hayvanlarda hafif ve bulgusuz görülür. Bu nedenle daha az görülmekle birlikte hasta hayvanların salgıları ve kanları aracılığıyla da hastalık bulaşabilir.
Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA veya Kırım-Kongo Hemorajik Ateş, KKHA) keneler (özellikle Hyalomma cinsi) yoluyla bulaşan, zoonotik enfeksiyona yol açan bir viral hastalıktır.
Evcil ve vahşi hayvanların yanı sıra insanlara da bulaşabilir. Özellikle Doğu ve Batı Afrika’da yaygın olan patojenik virüs Bunyaviridae ailesinin Nairovirüs grubuna bağlı bir RNA virüsüdür. Enfekte olmuş memelilerde klinik hastalık nadir de olsa, insanlarda genellikle ağır geçer ve mortalite oranı %30′dur. Endemik bölgelerde virüs keneler yoluyla bulaştığı için özellikle tarım ve hayvancılık ile uğraşan kişiler yüksek risk grubundadır.

TARİHÇESİ

Sendrom ilk kez 1944 yılında Batı Kırım’da görülmüştür. Bu hastalığa Orta Asya’da daha evvel, “Kara Humma” denilen hastalıkla aynı olduğu tespit edilmiştir. Bir başka ismi ise Orta-Asya Kanamalı Hummasıdır. Afrika dışında Türkiye dahil birçok Asya ve Doğu Avrupa ülkesinde rastlanmıştır. Sendrom Türkiye’de ilk kez 2002 yılında ortaya çıkan epidemi sırasında tanımlanmıştır.

EPİDEMİYOLOJİ

Sendromun insanlardaki sporadik enfeksiyonu genelde Hyalomma kenesinin ısırığı sebebiyle olur. Yine de hastalığı bulaştırabildiği bilinen 30 kene türü mevcuttur. Sığır, koyun ve keçi gibi çiftlik hayvanlarının yanı sıra, tilki gibi vahşi hayvanlarda da etken virüs görülmüştür. Bununla birlikte kuşlara ve küçük memelilere de bulaşabilir. Afrika-Avrupa arasında göç yolu bulunan bazı kuşlarda virüse rastlanması kuşların virüsün kıtalararası geçişini sağlamış olabileceği fikrini getirmiştir.

Enfekte çiftlik hayvanlarının etinin işlenmesi ya da yenmesi sonucu insanlarda ortaya çıkabilir. Ayrıca enfekte olmuş kan ve kusmukla temasa geçmiş sağlık personelinde de görülmüştür. Nozomokiyal yol bilinen bir bulaşma yoludur. İnsanlara bulaşmasının yaygın bir yolu da kene ısırığıdır. Bunların dışında enfekte hastalarla temas da bulaşmada önemli bir etkendir.

Bulaştıktan Sonraki Süreç

İlk kene ısırığından itibaren yaklaşık 2 ile 12 gün arasında değişen bir enkübasyon vadesi vardır. Hastane kaynaklı enfeksiyonlardaysa (nozokomiyal enfeksiyon) enkübasyon süresi 4 ile 10 gün arasında değişir.
Enkübasyon süresinin ardından grip-benzeri semptomlar görülmeye başlar. Bunlar yaklaşık bir hafta sonra dinebilir. Bununla birlikte hemoraj belirtileri rahatsızlığın ilk 3-5 gününde görülmeye başlar: öncelikle duygudurumda dalgalanma, ajitasyon, zihinsel karmaşa ve boğaz peteşileri. Daha sonra burun kanaması, kanlı idrar ve kusma görülür. Karaciğer şişer ve ağrır. Bunların dışında trombositopeni ve lökopeni laboratuvar bulguları arasındadır. Ayrıca aspartat aminotransferaz (AST), alanin aminotransferaz (ALT) ve laktat dehidrogenaz (LDH) oranlarında yükselme görülür.
Semptomların ilk ortaya çıkışından 9-10 gün sonra hastalar iyileşme belirtileri gösterir, fakat %30′u rahatsızlığın 2. haftasında ölür.
Dokunması halinde bile hekime gidilmelidir.

Teşhis

Kırım-Kongo Hemorajik Ateşinin teşhisi sendroma yol açan virüsün veya virüsün RNA’sının kan ve doku örneklerinden izolasyonunu, virüse karşı vücutta oluşmuş antikorların ve virüs antijeninin varlığının saptanmasını içerir.
Bununla birlikte teşhisin konması için kullanılacak laboratuvarların biyogüvenlik açısından tam güvenli olması çok önemlidir.

Tedavi

Spesifik bir tedavisi olmadığı için tedavi çoğunlukla semptomatik ve destekleyicidir. Tam kan veya kan içeriklerinin replasmanı (yenilenmesi) uygulanabilir. Ribavirin etkili olabilir.
Henüz bir aşısı yoktur. Hastalığı geçirenlerin ömür boyu bağışıklık kazanabileceği bilinmektedir.

Kamu Sağlığı ve Korunma

Bulaşıcı hastalık olduğu için Kırım-Kongo Hemorajik Ateşine karşı toplumu bilinçlendirmek ve kamu sağlığı açısından önlemler almak çok önemlidir.
Kenelerin hareketli olduğu zamanlarda, mesela bulaşmanın en sık aracısı olan Hyalomma cinsinin aktif olduğu Nisan ve Ekim aylarında, kenelerin bulunduğu ortamdan halkın kaçınması; kenelerin büyük sayılarda bulunabileceği ortamlarda (örneğin ahırlarda vs.) çalışan kişilerin muayene edilmesi faydalı önlemlerdendir. Yine kenelere karşı önlem olarak keneleri kaçıracak kimyasalların yani repellant kullanılması, açık alanlarda özellikle çok yoğun oldukları noktalara insektisit uygulanması da olası önlemler arasındadır.
Epidemi dönemlerinde kişi üzerinde kene bulursa bunu çıkarmaya çalışmaması önemlidir, uygun bir sağlık merkezine (hastane gibi) gidilmeli ve keneyi burada uzmanlar çıkarmalıdır.
Hastaların kan ve vücut sıvıları ile temas edilmemelidir. Eğer bir temas olmuşsa, temas etmiş kişi dikkatlice gözlenmeli ve belirtiler görülürse mutlaka gerekli müdahalenin yapılmasını sağlamak önemlidir.
Kesimhaneye yollanmadan önce hayvanlardan kenelerin ayrıştırılması yaygın bir yöntemdir. Hasta hayvanların kan ve dokularına doğrudan temasın bulaşmaya yol açabileceği bilinmelidir.
Ribavirin stoklamak da farklı durumlarda yararlı bir önlem olabilir. Amerikan askeri güçleri Afganistan ve Irak’taki personellerini çeşitli virütik hastalıklara karşı korumak amacıyla ribavirin stokları bulunmaktadır.

KKKA Salgınları

1944′de tanımlanmaya yol açan salgın Batı Kırım’da olmuştur. Virüs hastalardan alınan kan örneklerinde ve Hyalomma marginatum isimli kenelerde saptanmıştır. Araştırmacılar kısa bir süre sonra benzer bir hastalığın Orta Asya Cumhuriyetlerinde de olduğunu fark ettiler. Çin’deki ilk olgu 1965 yılında tanımlanmıştır. 1968′daki bir analizde ise 1956 yılında Zaire’deki (Kongo) epidemide febril bir çocuktan alınmış kan örneğinde aynı virüse rastlanmış, buradaki hastalığın Kırım’da görülmüş olanla aynı olduğu belirlenmiştir. Tüm bu bulgular hastalığın bugünkü ismi ve tanımına sebep olmuşturlar. Verilere göre Güney Afrika’da 1981 yılına kadar 124 olgu tanımlanmış, bunlardan %22′si ölümle sonuçlanmıştır.
1976′da Makedonya’da (toplamda 10 olgulu) ve 1978′da Irak’ta, epidemiler görülmüştür. Irak’taki bilinen ilk epidemi olan 1979′daki epidemideki 10 olgudan ikisinin sağlık personeli ve bulaşmanın nozokomiyal olduğu ifade edilmiştir.
Asya ülkelerinden Pakistan, Afganistan ve Kazakistan’da ölümle sonuçlanan olgular tespit edilmiştir. Bildirilere göre Pakistan’daki büyük (majör) epidemiler 1975, 1986, 1996, 1998, 1999 ve 2000 yıllarında olmuş, son olgu 2002 yılında tanımlanmıştır. Aynı yıl Türkiye’de Tokat ilinde sendroma rastlanmıştır. Bu Türkiye’deki ilk bilinen epidemidir. Daha sonra 2003 ve 2004 yıllarında Türkiye’nin farklı illerinde sendroma rastlanmıştır. Türkiye’de son olarak 2006 yılında bildirilen olgulardan bazılarının ölümü sonucu sendrom medyaya da yansımıştır.
Bunların dışında sendrom Suudi Arabistan ve diğer Arap ülkelerinde (Birleşik Arap Emirlikleri, Umman…) de görülmüş, sendrom sebebiyle ölüm vakaları ortaya çıkmıştır. Örneğin, 1989-1990 arasında Suudi Arabistan’daki Mekke şehrinde tanımlanan 40 olgudan 12′si ölümle sonuçlanmıştır.

Özellikleri

Boy: 5 mm. (yeni kan emmiş dişi 1,2 cm)
Renk: Koyu kızıl kahverengi.
Kene kırmızı kahverenginde yassı, oval bir parazittir. Kene kan emerek büyür. Kene köpek dışında,diğer hayvanlara ve insanlara da yapışıp kan emer. Dışarıda keneler çimenlerde, çalılıklarda ve hayvan barınma yerlerinde bulunurlar ve buradan geçen hayvanlara yapışırlar. Kene hayvanlar vasıtası ile evlerin içine kadar gelir. Kene ev içinde bir dişi çatlağa, yarığa, yumurta bırakırsa bir kene hafta içerisinde yüzlercesi oluşur.

Davranışları

Kene başta köpekler olmak üzere birçok diğer hayvan ve insan üzerinde barınır. Kene köpeklerde, yetişkinlerde kulak ve ayaklarda yaşarken, daha ufaklarda sırt bölgesinde yaşarlar. Doğada bitki ve otların üzerinde durup, oradan geçecek bir hayvanın üzerine atlarlar. Kene herhangi bir hayvan üzerinde girdikleri konutlarda hızla çoğalır ve üzerinde beslenecek hayvan bulamazlarsa insanlara musallat olabilir. Hiçbir şey yemeden sekiz aya kadar yaşayabilirler. İnsanlarda etkili çeşitli hastalıklar ve bakteriler taşıdıklarından, mücadele edilmeleri önem oluşmaktadır..

Yaşam Alanları

Köpek ve diğer hayvanların bulunduğu, bitki örtüsü yoğun olan yerlerde barınırlar. Üzerinde bulundukları hayvanın kanıyla beslendikten sonra, oradan ayrılarak, kapı, pencere kenarları ve süpürgeliklerde yaşarlar.

Mücadele İpuçları

Kenelerin evin içinde ve dışında kontrolü zordur. Mücadelenin tekrarlanması gerekebilir. Bunun için profesyonel bir ilaçlama ekibine ihtiyaç vardır. Kısmi ve ferdi mücadele başarılı olamaz .İç ve dış alanda kenelerle mücadele oldukça zordur. Ancak birkaç uygulamadan sonra yok edilebilirler. Kedi köpek türü ev hayvanlarının veteriner kontrolünden geçirilmesi ve problemle karşılaşıldığında özgür İlaçlama gibi profesyonel bir firmadan hizmet alınması gereklidir.

KENE HAKKINDA MERAK EDİLENLER

1.Kene nasıl bir anatomik yapıya sahiptir?
Kene gözleri olmayan bir böcektir. Kene asalak bir canlı sayılabilir. Sebebi insanların ve hayvanların üzerine yapışarak onların kanını emmesidir. Keneler örümceğimsiler grubundan hayvanlar arasında yer almaktadır.

2.Kene nasıl üremektedir?
Kene eşeyli bir hayvandır. Yumurtlayarak ürer. Kene yumurtalarını yaprak kalıntıları, çöplükler, hayvan kıllarının arası vb. yerlere bırakır. Yumurtadan çıkan kene pupaları 3 bacaklıdır. Fakat hızlı bir şekilde gelişimini tamamlayarak sekiz bacaklı bir ergin kene haline gelirler.

3.Kene nerelerde yaşar?
Keneler yeşil alanları yaşam alanları olarak tercih ederler. Bu bölgelerden geçen insan ve hayvan gibi varlıkların üzerlerine yapışarak kan emerler.

4.Kene beslenirken ne yapar?
Kene kan emerek beslenen bir zararlıdır. Üzerine yerleştiği canlının derisini hortumuyla basitce delerek kanını emmeye başlar. Kan emerek doyan kene kendisini konağının üzerinden yere doğru atar.

5.Kene ilaçlama nasıl yapılır?
Kene savunma mekanizması güçlü bir böcek olduğu için profesyonel ilaçlama firmaları tarafından titizlikle ilaçlama uygulanmalıdır. Kene ancak etkili bir ilaçlama ile yok edilebilir. Basit ilaçlar ve ilaçlama yöntemleri keneler için çözüm değildir.

6.Kene ne kadar büyür?
Kenenin verdiği zararlar?
Kene canlıların kanını emerek beslenir. Bu esnada da bir çok hastalık virüslerini etraflarına bulaştırırlar. Özellikle son yıllarda yurdumuzda kene vakalarında artış yaşanmaktadır. Kene sokması ve kene hastalığının artması kenenin bir biyolojik silah olabileceği ihtimalini de Türkiye gündemine taşınmıştır. Kene özellikle insanlarda ısırığı sonucu KKK ( Kırım Kongo Kanamalı ) hastalığı denen ateşli bir hastalığa sebep olarak maalesef ölümlere sebebiyet vermektedir.

7.Kene hangi hastalıkları getirir?
Kene Kırım Kongo Kanamalı denen ve tedavisi çok zor olan bir hastalığı bulaştırır. Kenenin taşıdığı parazit, bakteri ve virüsler sağlığımızı çok ciddi şekilde tehdit eder. Kene ısırığı sonucunda enfeksiyon oluşur ve ölümler sonuçlanabilir. Kenenin bulaştırdığı bilinen diğer hastalıklar ise Lyne Hastalığı ve Beyin Hastalığı’dır.

8.Kene ilaçlaması açık arazide nasıl yapılır?
Kene ormanlar ve bahçeler gibi yeşillik alanlarda yoğun olarak görülür. Bu alanlara yoğun açık alan ilaçlaması yapılmalıdır ki kenelere çözüm olsun.

9.Kene ilaçlaması kapalı alanlarda nasıl yapılır?
Kapalı alanlarda kapalı alan kene ilaçlaması uygulanır. Kene ilaçlama sırasında ilaçlanan mekanda kene ilaçlaması yapan donanımlı ekipler dışında canlı bulunmamalıdır. Aksi durumda olumsuz sonuçlar doğar.

10.Kene ile bulaşan hastalık nasıl belirtiler gösterir?
Kene ısırması sonucu kurbanda; baş ağrısı, halsizlik, kas ağrısı, ishal, bulantı, yüksek ateş, boğaz ağrısı, yorgunluk, kusma, karın ağrısı gibi bulguların yanı sıra ayrıca; dışkı ve idrarda kan, deri altında kanama, iç organlarda kanama, burun kanaması, diş eti kanaması gibi durumlar da oluşabilir.

11.Kene diğer böceklerden nasıl ayırt edilebilir?
Yuvarlıktır. Başları vücutları ile kaynaşmıştır. Kan emerek beslenir. Kene çok minik bir canlıdır.

KIRKAYAK
Kırkayaklar çok renkli hayvanlar değillerdir ve genelde iki renkleri vardır. Bu renkler siyah ve kahverengidir. Ebatları itibariyle 7 cm den küçük omurgasız böceklerdendir. Bu böceğin vücudunun her halkasın da 2 çift bacağı vardır ve çıyanlardan bu özellikleriyle ayırt edilebilirler. Kırkayaklar türlerine göre birbirlerinden farklılık gösterirler bu böceklerin çürük bitkilerle besleneni olduğu gibi etçil olanları da mevcuttur. Kırkayak türleri arasında 200 bacaklı olanları vardır ve kırk ayakların yaklaşık 8 bin türü vardır, yani en çok türe sahip böceklerden bir ide kırkayaklardır. Kırkayaklar nemli ortamlarda yaşarlar ve nemsiz ortamda çok uzun süre barınamazlar. Kırkayaklar ortamı bulduklarında çok hızlı çoğalır ve sayıları binlerceye ulaşabilir. Yaşam şartları ve ortamları olumsuzlaşırsa birlikte göç edebilme özellikleri vardır ve kendilerine daha uygun yaşam alanı bulana kadar ilerlerler.

A ) Genelde dış mekanlarda yaşarlar.

B ) İlaçlama yöntemleriyle mücadele edilmelidir ve özellikle kaynağının yani üreme bölgelerinin ve yuvalarının ilaçlanmasına gayret gösterilmelidir. Kırkayakları evlerimizden uzak tutmak stiyorsak, evlerimizin etrafındaki bitkisel yığınları temizlemeliyiz.

C ) Kırk ayaklar nemli ve bitkisel alanlarda buldukları ölü organik maddelerle beslenirler.

D) Kırkayaklara evlerde, balkonlarda, garajlarda,duvarlarda,bodrum ve çatı katlarında rahatlıkla rastlanabilir.

E ) Binalar dışında nemli bölgelerde, gübresi ve humusu bol toprak alanlarda, çimenliklerde, yaprak altlarında, kısacası nemin bol olduğu tüm ortamlarda yaşayabilir, görülebilrler.

KIRKAYAK – SORULAR – CEVAPLAR

1-Kırkayak türlerinin tümüne Türkiye de rastlayabilir miyiz?
Kırkayakların hepsine Türkiye’de rastlanmaz, zehirli türler genelde daha sıcak ve çöl olan bölgelerdedir.

2-Kırkayak ve çıyanı birbirinden nasıl ayırabiliriz?
Kırkayağın halkasında iki çift bacağı vardır çıyanın ise her halkasın da bir çift bacağı vardır. Kırkayak insanları ısırmaz ama çıyan böcekleri canlıları ısırarak zehirler, bu böle olsa da ülkemizde zehirli kırkayak türlerine genelde rastlanmamaktadır. Kırkayak böceği çıyan böceğinin yanında masum bir böcektir. Tabi bu da türlerine göre değişiklik gösterebilir.

3-Kırkayaklar genellikle hangi mevsimde görülürler?
Kırkayaklar genelde yağmurun bol olduğu bahar aylarında görülmekte ve çoğalmaktadır.

4-Kırk ayak böcekleri ile nasıl mücadele edebiliriz?
Bireysel mücadele etkili değildir, profesyonel ilaçlama teknikleri ile mücadele etmek gerekmektedir.

5-Kırkayak haşereleri ne şekilde ürerler?
Kırkayaklar yumurtlayarak çoğalırlar.

6-Kırkayak böceklerinden kurtulabilmek için tek kez ilaçlama yeterlimidir?
Bu böceklerin barınaklarına ulaşılabilirse yerleri tespit edilebilirse tek kez ilaçlama yeterlidir. Tüm çatlaklar, yarıklar yoğun bir şekilde ilaçlanıp bir daha burada barınamamaları için bu çatlak ve yarıklar çok hızlı bir şekilde kapatılmalıdır.

7-Kırkayak böcekleri insanları ısırır mı?
Kırkayak ısırmaz çıyanın bazı türleri ısırır.

8-Kırkayak böcekleri ne ile beslenir?
Kırkayaklar genelde otçuldurlar fakat etçil olan ve solucan akrep ve diğer böceklerle beslenene kırkayak türleri de vardır.

9-Kırkayak böceklerinin kaç türü vardır?
Sekiz bin civarında kırkayak türü olduğu bilinmektedir